Hepimizin bildiği gibi 2020’nin ilk aylarında ortaya çıkan pandemi ile birlikte sektörlerin sahip olduğu pazarlama anlayışları da tümüyle değişim göstermiştir. Yavaş yavaş dijitalleşmeye doğru giden evrimleşme süreci çok çabuk ivme kazanarak hızlanmış ve bu sürece ayak
uyduramayan işletmeler kendi sonlarını hazırlamıştır. Artık alışverişlerin neredeyse tamamı internet üzerinden yapılmakta, hiçbir tüketici mağaza ve marketlerin yüzüne bakmamaktadır. Bu durum, halihazırda büyümekte olan ve hatta büyük şirketleri daha da devleştirirken bu ani dijitalleşmeye ayak uyduramayanların tarihe karışmasına sebep olmuştur.
Bu süreç, küresel rekabet koşulları ve değişen tüketim kalıpları, küresel pazarlarda bulunmak isteyen işletmeleri katma değeri yüksek markalar oluşturmaya zorlamaktadır. Küreselleşme ile birlikte gelen rekabet baskısı, küresel pazarlarda faaliyet göstermek isteyen işletmeler için etkin ürün ve hizmet stratejileri oluşturmayı gerekli kılmıştır. Rekabetin, teknolojinin ve tüketicilerin bilgi düzeyinin artışı ile küreselleşme, işletme çevresi ve organizasyon biçimini değiştirerek pazarlamanın tanımını ve kapsamı değiştirmiştir. Bu değişimlerden ve rekabet ortamından yararlanacak kitle ise hiç şüphesiz tüketicilerdir. İşletmeler, endüstride stratejik amaçlarını başarmak için birbirleriyle rekabet ederler. Rekabetin şiddeti yüksek olduğu zaman, fiyat düşürme, reklam veya yeni ürün sunma gibi taktikler izleyeceklerdir. Bu açıdan mevcut rakipler arasındaki rekabetin yoğunluğu işletmelerin kârlılığı ile doğru orantılıdır. Şirket ve işletmeler, üstünlük için attıkları bu tip adımlarda birbirlerini geliştirerek tüketicilere daha iyi deneyim sunmaktadırlar.
İşletmelerin yeni stratejiler geliştirerek potansiyel rakiplerinin önüne geçmeleri ve hitap ettikleri ortak kitlelerin beklentilerini karşılamaları gerekmektedir. Bunun için de gerekli olan şeylerin başında yenilik gelmektedir. İşletmeler ve şirketler, çağın gereklerini karşılayacak olan dinamik fikirler ve genç zihinler ile küresel pazarda kendilerine çok kolay yer edinebilirler. Ancak köhnemiş zihniyet ile bu yola devam etmeye çalışmak, bu büyük kurtlar sofrasında kendini yem yapmaktan başka bir şey değildir. Çağın gerisinde kalan işletmeler pandamı sürecinde oluşan yeni pazarda kendilerine yer edinemedikleri takdirde kaybolmaya mahkumdurlar. Bunun bilincinde olarak gelenekselleşmiş tekniklerden uzaklaşıp derhal yeni stratejiler geliştirilmeli ve bu rekabet ortamında avantaj elde edilmelidir.
Avantaj elde etmek ve bu saydığımız birçok şeyi yapmak için yoksa AR-GE birimlerinin oluşturulması; varsa daha da kapsamlı hale getirimesi gerekmektedir. AR-GE birimleri kısaca, açılımı olan araştırma-geliştirmeden de anlaşılacağı üzere yeni bilgiler elde etmeyi sağlayan, var olan bir bilginin üzerine yenisini ekleyen veya mevcut bilgi ile yeni ürün, araç, sistem ve hizmetler oluşturan veya mevcut araçları geliştiren birimlerdir. Bu doğrultuda işletmeler, varsa internet sitelerini kullanıcıların istek ve geri dönüşleri doğrultusunda geliştirmeli ve daha fonksiyonlu hale getirmeleri gerekmekte; yoksa bünyelerine yeni, dinamik beyinler katarak sıfırdan bir site oluşturmalılardır.
Normal şartlar altında işletmelerde teknolojik gelişim süreci uzun zaman almaktadır. Yeni bir fikir ile başlayan bu süreç AR-GE faaliyetlerinin gerçekleştirilmesi ve bu faaliyetler sonucu ortaya çıkan ürün ve hizmetlerin, pazar ve müşterilere sunulmasına kadar çok uzun zaman ve maliyet gerektirir. Ancak en başta da söylediğim gibi dijitalleşme sürecinin kazandığı hızlı ivmeye ayak uydurmak için işletmeler bu bahsi geçen süreye sahip değillerdir. Bu durum yetkililerin, kendi özellerinde bu süreci hızlandırmaları için yeni arayışlara girmelerine sebep olmaktadır. Ancak bu arayışlarda da vakit kaybetmek işten bile değildir. Sizin anlayacağınız pandemi dönemine belli bir dijitalleşme altyapısı olmadan giren işletme ve şirketlerin varlıklarını sürdürmeleri zordur ancak imkansız değildir. Bu sebeple çok hızlı hareket edilmeli ve kendi sektörlerindeki rekabet ortamında çabucak bir yer bulmaları gerekmektedir.
Küreselleşme ile beraber ülkeler arası ticari sınırlar ortadan kalkarak işletmelerin hem ulusal hem de uluslararası pazarda rekabete girmesine neden olmuştur. Bunun ardından patlak veren pandemi süreci ile işletmeler şiddetli rekabet ortamı içinde gelişmelerini ve devamlılıklarını sürdürmek zorunda kalmıştır. Sektör içi bazı kavramların değer kazanmasıyla işletme ve şirketlerin küresel rekabet ortamında başarılı olmaları da güçleşmiştir. İşletme ve şirketlerin; karlarını ve pazar paylarını arttırmak, devamlılıklarını sürdürebilmek için bu kavramların üzerinde durmaları ve geri dönütlere hızlı reaksiyon göstermeleri gerekmektedir.

Özetlemek gerekirse, pandemi döneminde ayakta durmanın ve bu çekişmeli rekabet ortamında var olmanın koşulu yeniliğe açık olmak ve özellikle de çağa ayak uydurmaktır. Bunlarla birlikte teknolojiyi kullanmanın da yadsınamaz bir önemi vardır. Gelenekçi yöntemler kullanılmakta ayak diretilirse bu koskoca rekabet denizinde boğulmaları çok açık bir gerçektir. Bu sebeple işletmelerin gerçekçi olup etraflarında gerçekleşen yeniliklere kayıtsız kalmamaları gerekmektedir.

İlayda Gül
İTÜ Jeoloji Mühendisliği Öğrencisi

E-Bültenimize Abone Olun!

DUYURULARIMIZI VE ETKİNLİKLERİMİZİ KAÇIRMAYIN